Ödül Töreni

Teşkilatımız 19 Mayıs Cumartesi günü, federasyonumuzun genel başkanı sayın Erol Yazıcıoğlu ve genel merkez sorumlusu sayın İsmail Cenik ve üyelerimizin katılımıyla, derneğimizde ders veren hocalara ödül töreni düzenledi.
Program sekreter Serdar Çalık tarafından açıldı. Akabinde genel başkan katılımcılara hitab etti. Bunun ardından hocalara ödülleri verildi. Ödüle layık görülen hocalarımız Bekir Yazlak, Aslı Aşcı, Esma Mandıralı, Tuba Kırdağ ve Ali Haydar Mandıralı plaketlerini genel başkan Erol Yazıcıoğlu ve dernek başkanı Arif Aşcı tarafından aldılar. Başkan Arif Aşcı katılımcılara teşekkür ettikten sonra, teşkilatımız tarafından ikram edilen yemeğe geçildi.
Organizasyona katılanlar programın çok verimli geçtiğini belirttiler.

Berlin Alperen Ocaklarında bilgi yarışması

Teşkilatımız 28. Nisan Cumartesi günü Berlin Alperen Ocaklarında, ATB genel başkanı Erol Yazıcıoğlu, ATB başkan vekili Binat Doğan, ATB genel merkez sorumlusu İsmail Cenik ve Berlin teşkilatının üyelerinin de katılımıyla gerçekleştirilen bilgi yarışmasına katıldı. Programa dernek adına ATB genel merkez danışmanı Yılmaz Aşcı, dernek başkanı Arif Aşcı ve sekreter Serdar Çalık katıldı. Yarışmaya Duisburg, Finnentrop ve ev sahibi Berlin teşkilatı katıldı. Bilgi yarışmasında tüm gruplar tam puan alarak, çeşitli hediyeler kazandılar. Yarışmayı hazırlayan ve sunan ATB ArGe sorumlusu Rahmi Koca, programın gayet verimli geçtiğini belirtti. Akabinde ikram edilen yemek ile program son buldu.

Bölge Başkanımızın Ziyareti

Saygıdeğer kardeşlerim,

bölge başkanı sayın Numan Küçük 10 Mart Cumartesi günü teşkilatımızı ziyaret ederek bir seminer düzenledi.
Seminerin konusu ise Teşkilatcılık idi.
Yaklaşık 1 saat süren seminere dernek üyeleri katıldı.

Saygılarla

Sekreter: Serdar-Çelebi Çalık

Gençlik Kolları

Saygıdeğer gençler,

hepinizi selamlıyorum.
Yeni yönetim kurulunun seçilmesiyle Gençlik Kolları sorumluluğuna getirilen Hakan Kocabaş, 14 Ocak Cumartesi günü saat 18 ile 20 arası, 10 yaşından büyük gençlerle, dernekte toplantı yapacaktır.

Saygılarla

Sekreter: Serdar-Çelebi Çalık

Not: Olağanüstü durumlarda programın günü ve saatinde değişiklik olabilir, bilginize.

Din Öğretmeye Gelen Misafir

Hazreti Ömer (radıyallahü anh) anlatıyor:
“Bir gün Resûlullah Efendimiz (sallallahü aleyhi vesellem), mescitte Sahabe-i Kiram ile oturuyordu. O esnada cemaatin içinden bir şahıs aniden çıkageldi.
Gelen kimse, beyaz elbiseli, siyah saçlı, güzel kokulu, üzerinde yol izi bulunmayan, kimsenin de tanımadığı biriydi. Bu zat Resûlullah Efendimiz’in (sallallahü aleyhi vesellem) huzuruna kadar geldi, selam verdi, edeple öüne oturdu, ellerini dizlerinin üzerine koydu ve kendisine sorular sormaya başladı. Önce,
“Ya Muhammed! Bana İslâm’ın ne olduğunu haber verir misiniz?” diye sordu. Resûlullah Efendimiz (sallallahü aleyhi vesellem),
“İslâm, Allah’tan başka ilah olmadığına, Muhammed’in O’nun Peygamberi olduğuna şahadet etmendir. Ayrıca Namaz kılmandır, Zekât vermendir, Oruç tutmandır ve gücün yetiyorsa Allah’ın evini ziyaret edip Hac yapmandır” diye cevap verdi. O zat,
“Doğru söyledin” dedi. Biz adamın önce soru sorup peşinden cevabı tasdik etmesine hayret ettik. Sonra tekrar,
“Bana imanın ne olduğunu haber verir misiniz?” diye bir soru daha sordu; Resûlullah Efendimiz (sallallahü aleyhi vesellem),
“İman, Allah’a, O’nun meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, bütün iyilik ve kötülüğün bir kaderle meydana geldiğine inanmandır” diye cevap verdi. O,
“Doğru söyledin” dedi. Biz, hem soru sorup hem tasdik etmesine yine hayret ettik.
Gelen zat, tekrar,
“İhsan nedir, bana ihsanı haber verir misin?” diye sordu; Resûlullah Efendimiz (sallallahü aleyhi vesellem),
“İhsan, yüce Allah’ı görüyor gibi O’na ibadet etmendir. Her ne kadar sen O’nu görmüyorsan da O seni görmektedir (bunu kesin olarak bilmendir)” buyurdu. Gelen zat,
“Bana kıyametin ne zaman kopacağını haber verir misiniz?” diye sordu; Resûlullah Efendimiz (sallallahü aleyhi vesellem),
“Bu konuda soru sorulan kimse, sorandan daha bilgili değildir (ben bu konuda kesin bir saat söyleyemem)” buyurdu. O zat, kıyametin alametlerinden sordu. Resûlullah Efendimiz (sallallahü aleyhi vesellem),
“Bir zamanlar çobanlık yapan fakir kimselerin bina yapmadan birbiri ile yarışmaları, annelerin kölesi gibi kendine hizmet ettirecek azgın çocukların türemesi, kıyametin alametlerindendir” buyurdu.
Soru soran zat izin isteyip kalktı, bir anda gözden kayboldu. Resûlullah Efendimiz (sallallahü aleyhi vesellem) sahabeye,
“Şu soru soranı bulup bana getirin!” buyurdu; Sahabe geleni aradı, fakat bulamadı. Resûlullah Efendimiz (sallallahü aleyhi vesellem),
“O Cibril’di; size dininizi öğretmeye geldi” buyurdu. [Bûhârî, İman, 37; Müslim, İman, 1; Ebû Davud, Sünnet, 16; Tirmizi, İman, 4; İbni Mace, Mukaddime, 9.] Yazının Devamını Okuyun

Kıssaların Diliyle İman – Giriş

Kıssalar, bize bizi anlatır; içimizdeki kimliği ortaya çıkarır, üzerimizdeki perdeyi kaldırır ve fıtratımızı gösterir.
Kıssalar bir aynadır, bizim iç halimizi yansıtır.
Kıssalar, bizden önceki insanların yaşadıklarıdır. Hepsi bize bir örnektir, ibrettir, davettir, uyarıdır, çağrıdır.
Kıssalar , hal diliyle bizlere öğüt verir, hakkı anlatır, doğruya dönüş imkânı hazırlar, bu yolda rehberlik yapar.
Kıssalar, gönül kulağında hitap eder, vicdana seslenir, kalbe dokunup “Ölmeden önce uyan artık, uyan!” der.
Kıssalar, düşündürür, bazen tebessüm ettirir, bazen de ağlatır. Ne haldeyim diye düşünmek, düşünüp de kötülükten taşınmak, yerince gülmek veya ağlamak gerçek akıl sahiplerinin işidir.
Kıssalar, bir fırsattr. Bu fırsat, doğruyu düşünme ve anlama fırsatıdır. Doğru düşünen doğruyu anlar, doğruyu anlayan, fâni olana ebedî olana yönelir. İhlasla Hakk’a yönelen kimsenin gönül gözü açılır, kalp kulakları işitir, aklı nurlanır, Kur’an ve kainat kitabından verilen ilahî mesajları alır. Mesajı alan hazırlığına başlar ve yola çıkar.
Gidilecek yol, aslında bir tanedir; o da âlemlerin Rabbinin huzuruna giden yoldur. O’ndan geldik, O’na döneceğiz. İkinci bir seçenek yok. O huzura, kimi Rabb’ine dost olarak çıkar, huzur ve sevinçten yüzü dolunay gibi parlar. Kimi de eli ayağı bağlı kaçak bir köle olarak getirilir. Onun Rabbi için yapılmış zerre kadar hayrı yoktur. Tam bir müflistir. Korkudan gözleri dışa fırlamıştır. Boynu büküktür. Yüzü asık ve karanlıktır. Onu iki ateş beklemektedir. Biri ilâhi gazap, diğeri ebedî azap.
Bu halden Allah’a sığınırız.
Kısaca, kıssalar, kıssaları anlatır, bize de ibret ve tedbir almak düşer.
Büyük veli Ebû Ali Dekkak’a (kuddise sirruh), “İnsan hepsiyle amel etmese de salihlerin sözlerini dinlemesinin ve güzel hallerini okmumasının ona bir faydası olur mu?” diye sorduklarında, Hazret şu cevabı vermiştir:
“Evet olur. Bunun iki faydası vardır: Birincisi, velilerin sözleri o kimsenin kalbini kuvvetlendirir, ölmüş duygularını harekete getirir. İkincisi, kibrini kırar, benliği yıkar, boş davaları kalbinden atar. Ona ayna olur, halini gösterir. İnsan kör değilse , kendini görür.”
Şeyh Mahfuz (kuddise sirruh) der ki; “Halkı kendine bakarak ölçüp tartma. Sen kendini Hak adamlarının terazinde tart, onların aynasında seyret. Seyret ki onların yüceliğini, kendinin de müflisliğini göresin.”
Abdurrahman-ı Câmî (kuddise sirruh), Allah dostlarının hayat hikayelerini dinlemenin her mümine en azından şu fazydayı verdiğini sözler:
“Onları tanıyan kimse, onlar gibi olmadığını anlar, kendi kusurlarını görür. Böylece nefsini beğenme, boş davalara girme, temenni ile oyalama ve insanlara gösteriş yapma gibi hastalıklardan kurtulur.”
Cüneyd-i Bağdâdî’ye (kuddise sirruh), “Önceki insanların kıssalarını Allah dostlarının hayat hikayelerini dinlemenin faydası nedir?” diye sorulunca şu cevabı vermiştir:
“Allah dostlarının sözleri ve güzel halleri, birer manevî askerdir. Allah onlara zayıf kalpleri kuvvetlendirir, maneviyatı bozuk olanları düzeltir. Şu ayet bunun delilidir:
Allahü teâlâ buyuruyor ki:
“Resûlüm, peygamberlerin haberlerinden her haberi sana anlatıyoruz ki bu sayede senin kanlbin teskin olup kuvvetlensin. Bunda sana hakka ait bilgiler, müminlere de bir öğüt ve uyarı gelmiştir.” [Hûd 11/120]
Hace Yusuf Hemadânî Hazretlerine, “Eğer zamanınızda Allah dostları gizli olur ve onları bulmak güçlenirse, ne yapmak lazımdır?” diye sorduklarında, şöyle demiştir:
“Allah dostlarının hallerini ve hayatlarını anlatan kitaplardan her gün bir miktar mesela yedi sayfa okuyun. Bunu, kalbi gaflet içinde olanlar için farz gibi gerekli görüyorum.” [Daha geniş bilgi ve örnekler için bk. Câmî, Nefehâtü'l-Üns (Lâmiî Çelebi tercüme ve şerhi. Haz. S. Uludağ-M. Kara), s. 48-50 (İstanbul 1995)]
İşte biz de bu kitapta, sizlere peygamberlerin ve Allah dostlarının örnek hayatlarından ve ibretlik hallerinden bir buket çiçek sunmaya çalıştır. Seçilen bu örnekler, özellike imanı takviye edecek, imanla ilgili sorulara cevap teşkil edecek ve kalpten şüpheleri giderip ona huzur verecek örneklerden seçilmiştir. Bu örneklerin bir önemli yanı da, gerçek imanın ve Allah aşkının insana nasıl bir güzel ahlak kazandırdığını ispat etmesidir.
Yüce Allah’tan temennimiz odur ki, bu kıssa ve örnekler kalbimizdeki iman ağacının kuvvetlenmesine ve en güzel meyveler vermesine sebep olsun.

Güney Kore, Türkiye’yi geçti

İlk ve orta dereceli okullarda her öğrencinin bir tablet bilgisayarının olduğu ülke.

Burası Güney Kore.. Ve burada ilk ve orta dereceli okullarda artık her öğrencinin bir tablet bilgisayarı var.

Kitaplar gibi kara tahtalar da tarihe karışmış… Öğretmen,tüm sınıfın görebileceği bir ekranda projeksiyon vasıtasıyla ders anlatıyor. Öğrenciler de istedikleri zaman konularla ilgili bilgilereinternetvasıtasıyla ulaşabiliyor.


Yazının Devamını Okuyun