Yunanistan’daki ekonomik kriz, Ege üzerinde iki ülke askeri jet uçaklarının savaş oyunu (it dalaşı) yapmalarını da engelledi. Askeri kaynaklar, bu yıl komşu ile hiç it dalaşı olmadığını belirtiyor.
İt dalaşı, dünyanın birçok yerinde ağırlıkla iki ülke hava kuvvetleri uçakları devriye esnasında uluslar arası hava sahasında karşı karşıya gelince yaşanıyor. Türk ve Yunan jetlerinin 2010 yılı öncesine kadar Ege Denizi üzerinde sık sık bir birlerini taciz ettikleri kaydedildi. Sadece 2009 yılı içinde iki ülke uçakları yaklaşık 250 kez it dalaşı yaptı.
Ancak Yunanistan’da başlayan ekonomik krizin yanı sıra iki ülkenin yakın ilişkileri son 2 yılda it dalaşının da önüne geçti.
İT DALAŞI NEDİR?
İki ülkenin savaş uçaklarının uluslar arası hava sahasında çeşitli manevralar yaparak birbirlerine üstünlük sağlaması ‘it dalaşı’ olarak tabir ediliyor. Askeri pilotlar, birbirlerinden kaçıp kurtulmanın yanı sıra rakip uçağı hedefe kilitleme çabası gösteriyor. Yüksek sürat ve basınç altında gerçekleşen kovalamaca hedefe kilitlenince son buluyor.
Başlangıcı 1. Dünya Savaşı olan ‘it dalaşı’ genellikle; gövde gösterisi, teknolojik ve psikolojik üstünlük, caydırıcılık ve gerginlik oluşturma amacıyla gerçekleştiriliyor.
hepinizi saygı ile selamlıyorum.
1960 yılında Almanya ve Türkiye arasında imzalanan anlaşma ile Türk işçilerinin Almanya serüveni başlamış oldu. 1961 yılında ilk Türk işçileri Almanya’ya gelmeye başladı. Aradan geçen onca yıldan sonra, bugün sadece Almanya değil, Avrupa ve Dünya’nın birçok yerinde milyonlarca vatandaşımız yaşıyor.
Federasyonumuz’da bu vesile ile Göçün 50. Yılı adı altında bir etkinlik düzenleyecek. Organizyon 1 Ekim 2011 Cumartesi günü Duisburg teşkilatı tarafından gerçekleştirilecek. Programa camiamızdan, diğer sivil toplum örgütlerinden ve medya sektöründen birçok kişi katılacak. Programda çeşitli çalışmalarla Türklerin gurbetteki hikayesi anlatılacak.
Tabiki bu sempozyuma herkes davetlidir.
Sempozyumda görüşmek dileği ile.
Saygılarla
Sekreter: Serdar-Çelebi Çalık
Not:
zaman: 1 Ekim Cumartesi saat 14:00-18:00
yer: Duisburg-Mercator Gymnasium (Aula)
Musfeldstraße 152
47053 Duisburg
Japonya, Hiroşima şehrine atom bombasının atılmasının 66. yıldönümünü anıyor. Hiroşima’ya atom bombası ABD tarafından 6 Ağustos 1945′de saat 08:15′de İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru atılmıştı.
Hiroşima’ya atılan atom bombasının düştüğü yerde yapılan Hiroşima Barış Anıtı Parkı’nda saldırının 66. yıl dönümü dolayısı ile anma töreni düzenlendi. Törene Japonya Başbakanı Naoto Kan katılarak, anıta sarı çiçeklerden çelenk bıraktı. Bombanın düştüğü 08:15′de ise anıtta derin bir sessizlik vardı.
Kan, törende yaptığı konuşmada ülkenin son günlerde karşı karşıya olduğu nükleer krize de değindi. Japonya’yı 11 Mart’ta vuran deprem ve ardında oluşan tsunami sonucu Daiiçi nükleer santrali arızalanmış ve 3 reaktörde erime yaşanmıştı. Kan, ülkenin enerji politikasını yeniden gözden geçirdiklerini belirterek, “Artık nükleer enerjinin güvenliği mitine inanmayı reddediyorum.” Dedi.
Bu arada yüzlerce kişi de anıta akın ederken, ölenlerin anısına çiçek bıraktı.
Hiroşima’ya atom bombası ABD tarafından 6 Ağustos 1945′de saat 08:15′de İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru atılmıştı. Bomba şehrin büyük bir bölümünü yıkarken, 140 bin kişi de ölmüştü. Japonya’ya ikinci atom bombası da 9 Ağustos 1945 de atılmış ve on binlerce kişinin ölmesine yol açmıştı.
Tarihi boyunca Çin seddinden, dev saraylara, görkemli binalardan muazzam büyüklükteki mezarlara ev sahipliği yapan Çin, modern dünyada da dev ve ilginç tasarımlı binalarıyla adından sık sık söz ettirirken, büyük şehirleri gökdelenlerinin sayısı ile birbiriyle yarışıyor.
Çin’in ekonomik gelişimiyle paralel olarak ülkede son yıllarda daha da hızlanan şehirleşme, beraberinde görkemli ve birbiriyle yarışan gökdelen inşasını hızlandırdı.
Ülkede Hong Kong 58 dev gökdelenle başı çekerken, Şanghay 51 gökdelenle ikinci sırada, güneyde bulunan Şıncın ise 46 gökdelenle üçüncü sırada yer alıyor.
Şanghay’da yayımlanan Doğunun Günlüğü gazetesi Dubai’de bulunan dünyanın en yüksek binası Burç El Halife’nin ardından ikinci sırada Tayvan’daki Taypey 101 kulesinin geldiğini, üçüncü sırada ise Şanghay’da bulunan Dünya Finans Merkezinin geldiğini belirtiyor. Yazının Devamını Okuyun→
Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Birleşmiş Milletler’in Libya’ya yönelik kuvvet kullanma kararına ilişkin, ”Bu faaliyette Fransa’nın çok önde olmasını bizim anlamamız pek mümkün görünmüyor. BM’nin kararının icracısı gibi olmasını anlamakta güçlük çekiyoruz” dedi.
Vecdi Gönül, resmi ziyaret kapsamında Türkiye’de bulunan Makedonya Cumhuriyeti Savunma Bakanı Zoran Konjanovski ve beraberindeki heyetle makamında bir araya geldi.
Burada gazetecilerin Libya’daki operasyona ilişkin sorularını yanıtlayan Gönül, şunları söyledi:
”Bu faaliyette Fransa’nın çok önde olmasını bizim anlamamız pek mümkün görünmüyor. BM’nin kararının icracısı gibi olmasını anlamakta güçlük çekiyoruz. Ama sonradan daha net bir şekilde anlaşıldı ki komutada ABD yer almaktadır. Olayın başlamasından önce ve sonrasında Bakanlığımız ve Genelkurmay Başkanlığı muhataplarıyla sürekli görüşüyor. Bilgi almaktadır. Bulunduğumuz nihai durum budur.”
Gönül, Libya’ya yönelik operasyona ilişkin BM’nin güç talep etmediğini belirterek, ”Güç talep edilmiyor, gönüllü ülkeler kendileri ortaya çıkıyor, gönüllülük esası var” dedi.
Gönül, resmi ziyaret kapsamında Türkiye’de bulunan Makedonya Cumhuriyeti Savunma Bakanı Zoran Konjanovski ve beraberindeki heyetle makamında bir araya geldi. Ziyaretin basına açık bölümünde gazetecilerin sorularını yanıtlayan Gönül, Libya’ya yönelik operasyona ilişkin sorular üzerine, Libya’nın arzu edilmeyen bir şekilde iç bunalıma sürüklendiğini belirtti.
Bunun üzerine Türkiye’nin 20 binin üzerinde vatandaşını iki ateş arasında kalmamaları için Genelkurmay Başkanlığının yaptığı planlama ve Dışişleri Bakanlığının büyük gayretiyle ülkeden çıkardığını anlatan Gönül, ”Sivil ve askeri araçlar kullanılarak bu vatandaşlarımızı Türkiye’ye naklettik. 2 binin üzerinde de yabancı bu arada nakil oldu. Bir başka ülke de 20 bine yakın insanı naklettiğini söylüyor. Arada önemli bir fark var; parayla nakletti o. Yani iş yaptı orada, nakliye. Bizimkisi tamamen bir kamu hizmeti olarak ele alındı. Bu hizmeti yapmamızın fevkalade isabetli olduğu ortaya çıkıyor. O zaman ‘iki ateş arasında kalacaklar’ diyorduk, şimdi üç ateş söz konusu” diye konuştu.
Birleşmiş Milletlerin (BM) Libya’ya yönelik önce bir karar alarak problemin çözümü için Libya’ya yol gösterdiğini dile getiren Gönül, ”Gösterdiği yol takip edilmeyince, BM Genel Sekreterliği Güvenlik Konseyi takip edilmediği kanaatine ulaşınca 1973 sayılı kararı aldı. Bu karar, kuvvet kullanmayı ihtiva etmektedir. Alınan karar, NATO kararı değildir, BM kararıdır” dedi.
Kararın planlanmasını BM’nin askeri biriminin yaptığını bildiren Gönül, BM’nin bazı ülkeleri bu kararı uygulamaya davet ettiğini vurguladı. ”Bugün karşılaştığımız dolay budur” diyen Gönül, alınan kararın ardından yapılan toplantı sonrası Libya üzerinde söz konusu faaliyetin düzenlendiğini söyledi.
BM’nin, Türkiye’den muharip güç talebinin olup olmadığının sorulması üzerine ise Gönül, ”Güç talep edilmiyor, gönüllü ülkeler kendileri ortaya çıkıyor, gönüllülük esası var” yanıtını verdi. Gönül, Libya’ya yönelik bazı soruları ise varsayımlara dayandığı ve gerçekleşmediği için yanıtlamayacağını belirtti.
MAKEDONYA’NIN NATO ÜYELİĞİ
Makedonyalı bir gazetecinin ülkesinin NATO’nun gerekli gördüğü özelliklere sahip olmasına rağmen hala üye yapılmadığını belirterek, değerlendirmesini sorması üzerine Gönül, şunları söyledi:
”Makedonya 2,5 sene evvel NATO’nun üyelik için aradığı özelliklere sahip olduğunu ispat etti. 2008 zirvesinde diğer iki Balkan ülkesi ile NATO’nun kendi organları NATO’dan yana üyeliğini uygun gördüğünü zirveye rapor etti. Ancak NATO ittifakla karar almaktadır, bütün üyelerin birleşmesi ile karar almaktadır. Son karar aşamasında bir üyenin karara katılmaması ile karar oluşmadı. Bu itirazı incelediğimizde bir iyi tarafı var. Bu itirazda Makedonya’nın devlet idaresi, insan hakları, hukuk devleti olması, askeri standartları ve diğer hususlarda bir eksiklik ileri sürülemedi. Demek ki bunlarda Makedonya en ileri seviyeye gelmiş. Tek ileri sürülen husus isim. İtirazın hukuki durumunu değiştirmiyor. Bize göre bunun bir gerekçe olması mümkün değil ama itirazın hukuki neticelerini değiştirmiyor. Temenni ediyorum ki en kısa zamanda isim meselesi üzerindeki itilaf tamamlanır ve gerçekten NATO’nun da ihtiyacı olduğu şekliyle Makedonya NATO üyesi olur.”
Başkent Trablus’ta sözcüsü aracılığıyla yaptığı açıklamada Kaddafi, ABD Başkanı Barack Obama, Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, İngiltere Başbakanı David Cameron’a mesaj yolladığını belirterek, “Libya’ya müdahaleden pişman olursunuz. Libya sizin değil, Libyalılarındır” dedi. Muhaliflerin elindeki bölgelere askeri saldırıyı sonuna kadar müdafaa eden Kaddafi, Obama’ya, “bazılarının silahla ABD kentlerini ele geçirdiklerini görseydiniz ne yapardınız?” diye sordu.
UÇAK YERE ÇAKILDI
Libya lideri Muammer Kaddafi’ye bağlı güçlerin, Bingazi kentinin iç kesimlerini bombaladığı bildirildi. El Cezire televizyonu Bingazi’nin batısındaki banliyölere giren Kaddafi güçlerinin kent merkezine yönelik ağır topçu ateşi başlattığını duyurdu.
Öte yandan Bingazi kentinde Kaddafi güçlerine ait bir uçağın muhalif güçlerin açtığı ateş sonucu düştüğü belirtildi. Associated Press haber ajansının bölgedeki muhabiri bugün erken saatlerde Kaddafi güçlerine ait bir uçağın alevler içinde yere çakıldığını gördüğünü söyledi.
HÜKÜMET SALDIRIYI YALANLADI
Libya hükümet sözcüsü Musa İbrahim, ”Bingazi’de hiçbir şekilde saldırı yok. Söylediğimiz gibi ateşkese uyuyoruz ve uluslararası gözlemcilerin gelmesini istiyoruz” dedi. İbrahim, köy ve kasabalara saldırılar düzenleyen muhalif güçlerin dışarından yabancı müdahaleyi kışkırtmaya çalıştıklarını öne sürdü.
EL KAİDE ÇETELERİ SALDIRIYOR
Jana ajansının savunma bakanlığından bir kaynağa dayanarak verdiği haberde, “Libya tarafından dün ilan edilen ateşkes uyarınca Bingazi’nin batı kesiminde konuşlanan silahlı birliklere, El Kaide çeteleri saldırmaktadır” denildi. Haberde, “bu çetelerin, silahlı birliklere bir avcı uçağı ve helikopterlerle saldırdıklarını, bunun BM Güvenlik Konseyi’nin Libya’da uçuşa yasak bölge oluşturulmasına yetki veren kararının açıkça ihlali anlamına geldiği” belirtilerek, silahlı güçlerin kendilerini savunmak amacıyla bu saldırılara karşılık vermek zorunda kaldığı kaydedildi.
HALK BİNGAZİ’DEN KAÇIYOR
Libya’da yüzlerce kişinin Bingazi’den kaçtığı bildirildi. Bölgedeki AFP muhabiri, kentin kuzeydoğusundan kaçan insanların, Tobruk ve Mısır’a giden yola çıkmadan önce benzin istasyonları ve fırınların önünde kuyruk oluşturduğunu belirtti. Bu arada bir helikopterin kent üzerinde uçtuğu kaydedildi.
ATEŞKESİ İHLAL EDİYOR
ABD, Libya lideri Muammer Kaddafi’nin BM Güvenlik Konseyi’nin kabul ettiği ateşkes kararını ihlal ettiğini bildirdi. ABD’nin BM nezdindeki Büyükelçisi Susan Rice, CNN televizyonuna yaptığı açıklamada, Kaddafi’ye bağlı güçlerin Konseyin aldığı kararı ihlal ettiğini söyledi.
MUHALİFLER: BATILI GÜÇLER NEREDE
El Cezire televizyonu Libya lideri Muammer Kaddafi’ye bağlı güçlerin Bingazi kentine sahilden ve güneyden saldırdıklarını duyurdu. El Cezire televizyonunda daha önce verilen haberde, Bingazi’nin batısındaki banliyölere giren Kaddafi güçlerinin kentin iç kesimine ağır topçu ateşi başlattıkları bildirilmiş ancak Bingazi kentine saldırı düzenlendiği haberleri Libya hükümeti sözcüsü Musa İbrahim tarafından yalanlanmıştı.
Öte yandan Bingazi’deki muhalif güçlerin sözcüsü Halid El Sayeh, basına yaptığı açıklamada, Kaddafi’ye bağlı güçlerin kentin batısından Bingazi’ye girdiklerini söyledi. Sayeh, “Batılı güçler nerede? Saatler içinde saldırı düzenleyebileceklerini söylemişlerdi” diye konuştu.
GÖZLER PARİS ZİRVESİNDE
BM Güvenlik Konseyi’nin sivilleri koruma amaçlı askeri müdahaleye yeşil ışık yakmasının ardından devam eden çatışmalar gözleri bugün Fransa’nın başkenti Paris’te yapılacak zirveye çevirdi. BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon’un yanı sıra Almanya Başbakanı Angela Merkel, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’un da katılacağı zirve, Avrupa Birliği, Afrika Birliği ve Arap Ligi’nden üst düzey temsilcilerini bir araya getirecek. Zirvede, BM Güvenlik Konseyi’nin kararının uygulanması ele alınacak. NATO temsilcileri de bugün Brüksel’de olağanüstü toplantı düzenliyor.
KADDAFİ GİTMELİ
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Ban Ki Mun, Libya lideri Muammer Kaddafi’nin “tüm meşruluğunu yitirdiğini” savunarak, “Ne yaparsa yapsın Kaddafi gitmeli” dedi. İspanyol El Mundo gazetesinde yayımlanan demecinde Ban Ki-mun, “Kaddafi’nin bundan sonra Libya’yı yönetmeye devam edemeyeceğini” kaydetti. BM Güvenlik Konseyi’nin aldığı kararın “güçlü bir mesajın yanısıra pratik, detaylı ve somut” olduğunu belirten Ban Ki-mun, “Libya yetkililerinin hemen saldırıları sona erdirmesi, silah bırakması ve barışçıl bir geçiş sürecini görüşmeleri konusunda ısrarcı oldum. Kaddafi ve hükümetinden istenilen bu. Konseyin kararı çok tarihi çünkü sivil halka karşı güç kullanılmasına izin vermiyor. Bundan sonra halklar özgürlük ve demokrasi istediğinde, liderleri onları çok daha dikkatli dinlemek zorunda kalacaklar. Liderler, halkının sesine daha çok kulak verecek” ifadesini kullandı. Libya’daki olaylar karşısında “dünya liderlerinin birlik olup, tek ses olarak konuşmalarının kendisini heyecanlandırdığını” ifade eden Ban Ki-mun, bugün Paris’te yapılacak AB-Arap Birliği ve Afrika Birliği toplantısının, “Libya’da olanların uluslararası toplumda yarattığı endişenin bir göstergesi olduğunu” belirtti.
FRANSA MÜDAHALEDE ISRARLI
Fransa’nın Libya’ya yapılacak uluslararası askeri müdahale konusunda hızlı hareket edilmesini istediği bildirildi. Fransız hükümetinden bir kaynak, bugün Reuter ajansına yaptığı açıklamada, Libya lideri Muammer Kaddafi’ye bağlı güçlerin bugün Bingazi’de düzenlediği saldırıdan sonra uluslararası toplumun Libya konusunda hızlı hareket etmek zorunda olduğunu söyledi.
Japonya’da meydana gelen deprem ve tsunaminin üzerinden bir hafta geçmesine rağmen Fukushima Nükleer Santrali’ndeki radyasyon sızıntısının önüne bir türlü geçilemiyor.
Santraldeki risk seviyesi 7 skalalı sistemde hâlâ 5 seviyesinde. 300 Japon mühendis ve teknisyen, aşırı ısınan reaktörleri soğutmak için havadan ve karadan bölgeye su sıkıyor. Ancak şimdiye dek bir ilerleme sağlanamadı. Sorunları uzun süredir tek başına çözmeyi deneyen Japonya hükümeti, bunun üzerine ABD’den yardım talep etti. Hükümet sözcüsü Yukio Edano, ABD ile konuyu ayrıntılı olarak görüştüklerini açıkladı. Japonya’ya giden Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu’nun başkanı Yukiya Amano da çok ciddi bir kazayla karşı karşıya olduklarını belirterek, bunun sadece Japonya’nın üstesinden gelebileceği bir şey olmadığını, tüm dünyanın kendileriyle işbirliği yapması gerektiğini ifade etti.
Zamana karşı yarışan Japon yetkililer, depremde devre dışı kalan soğutma sistemlerini yeniden işler hale getirmek için yeni bir elektrik hattı çekmeye çalışıyor. Yetkililer özellikle kritik durumdaki 3 numaralı reaktöre odaklanmış durumda. Dün bu reaktöre hem havadan hem karadan su sıkıldı. Reaktörde kullanılmış nükleer yakıtların saklandığı havuzda su eksikliği sebebiyle durumun çok ciddi olduğu, yeterince su olmazsa yakıt çubuklarının daha da fazla ısınacağı ve radyasyon yayacağı belirtiliyor. Nükleer tesisten sızan nükleer partiküllerin şimdiden rüzgar yoluyla ABD kıyılarına ulaştığı ifade ediliyor. ABD’nin batı kıyılarında Fukushima’dan geldiği tahmin edilen çok düşük yoğunlukta radyasyon tespit edildi.
Tesisteki 4 reaktörü de soğutmayı başaramayan Japon yetkililer dün ilk kez santrali betona gömme metodunun faciayı önlemek amacıyla üzerinde düşündükleri seçeneklerden biri olduğunu açıkladı. Çernobil’de 4. reaktörde meydana gelen patlamanın ardından çıkan yangın uzun süren söndürme çalışmalarına rağmen durdurulamamış, bunun üzerine reaktör 250 bin ton beton dökülerek mühürlenmişti. Patlamanın üzerinden 25 yıl geçerken, beton bariyerde çatlaklar oluştuğu ve çökme riskinin bulunduğu belirtiliyor. Japon yetkililer de Çernobil metodunu en son çare olarak görüyor.
ÜLKEYİ SIFIRDAN YENİDEN İNŞA EDECEĞİZ
Japonya Başbakanı Naoto Kan dün devlet televizyonundan yaptığı konuşmada, Japon halkını birlik olmaya çağırarak “Japonya’yı sıfırdan başlayarak yeniden inşa edeceğiz. Hepimiz bu kararlılığı paylaşmak zorundayız.” dedi. Japon halkının cesaretinin kırılmamasını isteyen Kan, Japonların “tıpkı geçmişte olduğu gibi tüm gücüyle çalışarak Japonya’yı yeniden inşa edeceğini” belirtti. Öte yandan çifte felakette ölenlerin sayısı 6 bin 539′a yükseldi. 10 bin 354 kişi de kayıp. Ancak gerçek ölü sayısının “on binleri bulabileceği” belirtiliyor. Ülkenin kuzeydoğusunu vuran çifte felaketten kurtulan yüz binlerce insan ise geçici sığınaklarda dondurucu soğukta hayatta kalma mücadelesi veriyor.
Türkler yurda döndü
Deprem ve tsunaminin ardından nükleer facia paniğinin yaşandığı Japonya’da yaşayan Türkler, ülkeye dönmeye başladı. Japonya’da yaşayan bir grup Türk dün Türk Hava Yolları’nın (THY) tarifeli uçağı ile İstanbul’a döndü. Türklerin tahliyelerini sağlayan Kimse Yok mu Derneği, yolcuları İstanbul Atatürk Havalimanı’nda çiçeklerle karşıladı. Kimse Yok mu’nun aracılığı ile İstanbul’a gelen 4′ü çocuk 7 kişiden biri olan Asuman Küçük, Japonya’daki nükleer tehdit atlatılıncaya kadar dönmeyeceğini söyledi. Diğer bir yolcu Kevser Uğurlu da tehlikenin boyutlarını tahmin edemedikleri için yurda dönmeyi tercih ettiklerini kaydetti. Deprem ve tsunaminin vurduğu Japonya’dan dönen (İHH)’nın 4 kişilik ekibi, radyasyona maruz kalma ihtimalinden dolayı, Halkalı’daki Nükleer Araştırma Merkezi’ne giderek sağlık taramasından geçti. İHH Acil Yardım Koordinatörü Recep Güzel, “Yapılan sağlık taramalarında, üzerimizde İnsanlarda olan normal miktarda radyasyon çıktı. Yani tedirginlik yaratacak miktarda bir oran yok.” diye konuştu. Japonya’dan dönen vatandaşların kontrolleri bundan sonra Atatürk Havalimanı’nda yapılacak. Bu arada THY, Japonya’dan ayrılmak isteyen Türkiye vatandaşlarının taleplerini karşılamak için pazar günü Tokyo’dan İstanbul’a ek sefer düzenleyecek. mustafa gün istanbul