Oturmanın edebi

Kıbleye dönüp oturmak sünnettir. Özürsüz [mazeretsiz] kıbleye karşı ayaklarını uzatmak mekruhtur. Bir mazeretle veya yanlışlıkla uzatmak mekruh olmaz. (Redd-ül-muhtar)

Birçok kişi ile oturunca, birbirinin yüzüne doğru oturmak gerekir. Çünkü, namaz dışında mümine doğru dönmek Kâbe’ye dönmekten efdaldir. Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Ey Kâbe, ey Beytullah, seni Allah, şerefli, mükerrem ve muazzam kıldı. Fakat mümin, hürmet bakımından senden daha kıymetlidir.) [Taberani]

Yalnız otururken, başka tarafa dönmeye ihtiyaç yoksa, kıbleye dönerek oturmalıdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Her şeyin en güzel ve en uygun bir şekli vardır. Oturma şeklinin en güzeli de, kıbleye karşı oturmaktır.) [Ebu Davud]

Bacak bacak üstüne atarak oturmak günah olmaz, ama büyüklerin yanında böyle oturmak edebe aykırı olur. Resulullah efendimiz, kızının yanında bile mübarek ayaklarını uzatmazdı.

İkramı reddetmek

Yiyip içilmesi haram olmayan ikramı reddetmek uygun değildir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Bir kimseye bir arkadaşı ikramda bulunursa, onu kabul etsin! Çünkü o Allahü teâlânın ikramıdır. Allahü teâlânın ikramını da reddetmeyin!) [Ebu Nuaym]

(Arkadaşının evine gelip de, önüne konulanı yememek cefadır.)
[Deylemi]

Geğirmek

Geğirmek çok yemenin alametidir. Hastalık hariç, aç insan geğirmez. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Geğirmeni kısalt. Zira bu dünyada çok doyan, ahirette çok açlık çeker.) [Hakim]

(Yanımızda geğirme. Dünyada çok tok olan
[çok yiyip içen], ahirette en uzun açlığı çeker.) [Tirmizi]

Geğirirken yemeğe veya insanlara karşı değil de başı başka yöne çevirmeli, çok ses çıkmaması için ağzı kapamaya çalışmalıdır! Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Geğirirken, aksırırken sesinizi yükseltmeyin.) [Beyheki]

İyiliğe teşekkür etmeli

İyilik edene, mal ile, hizmet ile karşılığı yapılır. Bunu yapamayan, hamd ve sena, teşekkür ve dua eder. İyiliğe karşı, iyilik yapmak, insanlık vazifesidir. Böyle olunca, her iyiliği yapan, en büyük iyilik olarak, yok iken var eden, en güzel şekli veren, lüzumlu uzuvları, kuvvetleri ihsan eden, herbirini bir ahenk ile işleterek sıhhat veren, akıl ve zeka bahşeden, çoluk çocuk, ev, ihtiyaç eşyası, gıda, içecek, elbiselerimizi yaratan yüce bir sahibe, bu nimetleri sebepsiz, karşılıksız ihsan eden ve her an yok olmaktan, düşmandan, hastalıktan muhafaza eden ve bize hiç ihtiyacı olmayan, sonsuz kuvvet, kudret sahibi olan Allahü teâlâya şükretmemek, kulluk hakkını ödememek ne büyük kabahat, ne çok zulüm ve ne alçak bir vaziyet olur? Hele, Ona ve nimetlerin Ondan geldiğine inanmamak veya bunları başkasından bilmek en büyük zulüm, en çirkin yüz karası olur. Yazının Devamını Okuyun

Yemeği beraber yemek

Yemek işi, ibadet değil, âdettir. Her mubah âdette olduğu gibi, yemek yerken de, o ülkenin âdetine uymakta, ayrı kaplarda yemekte mahzur yoktur. Bulaşıcı hastalığı olan kimsenin, diğer insanlarla düşüp kalkması uygun olmaz. Bulaşıcı hastalıkların çevreye yayılmasını önlemek için dinimiz, karantinaya büyük önem vermektedir. Bulaşıcı hastalık bulunan yere girilmemesini ve burada bulunanların da başka yere gitmemesini emretmektedir. Yazının Devamını Okuyun