Yıldırım Bâyezid Hân’ın vefâtı (1403)

Yıldırım sultan Bayezid, Osmanlı padişahlarının dördüncüsüdür. Murad-ı Hüdavendigar’ın oğlu ve Çelebi sultan Mehmed’in babasıdır. 1360 da doğdu. 1388 de, babası şehid olunca, tahta çıktı.

Rumeli’de ve Anadolu’da çok şehirler aldı. Macaristan’a kadar feth etti. İstanbul’u almak için Anadolu hisarını yaptı ise de, 1388 de İstanbul imparatoru, senede onbin altın cizye vermeyi ve şehirde bir Müslüman mahalle ve cami yapmayı istedi. Fakat üç sene sonra, bunları yıktı. Yıldırım, şehri on sene muhasara etti. Alman, Macar, Fransız orduları yardıma gelirken, 1396 da Yıldırım hücum ederek Niğbolu’da hepsini perişan etti.

1402 de, Ankara’da Timur ile savaş ederken, oğlu Süleyman efendinin emrindeki asker Timur tarafına geçince, mağlup ve esir oldu. Timur çok hürmet ve ikram etti ise de, kederinden sekiz ay sonra nefes darlığından vefat etti. Bursa’ya defnedildi.

Timur, Yıldırımın ölümünü işitince, (Yazık oldu. Büyük bir mücahid kaybettik) dedi. Çok cesur ve adil idi. İslam düşmanları, bu kahraman mücahidi lekelemek için, içki içerdi diye iftira etti ise de, bunu bildiren hiç bir vesika yoktur. 1394 de Bursa’da yaptırdığı (Camii kebir), İslamiyet’e olan bağlılığının büyük bir vesikasıdır.

Yıldırım Bayezid, çevik, atılgan, cesur, zamanının hadiselerini kavramış iyi bir kumandan ve iyi bir sultandı. Ani olaylar karşısında soğukkanlılığını muhafaza ederek kararını verir ve ordusunu süratle istediği yere sevk ederdi. Bu yüzden düşmanları çok ihtiyatlı davranırlardı. Ömrünü cepheden cepheye koşmakla geçirmiş Türklüğün ve İslamiyet’in Rumeli’de yerleşmesini sağlamıştır. Adaleti çok meşhurdu. Her gün belirli bir zamanda herkesin kendisini görebileceği bir yere gelir ve dört bir yandan gelen tebeasının şikayet ve arzularını dinler, haksızlığa uğrayanların haklarını derhal iade ederdi. Kadıların hükümlerine kesinlikle karışmaz ve kimseyi de karıştırmazdı. Âlimlerin sohbetlerinde bulunur, onların Allahü teâlânın emir ve yasaklarını bildiren sözlerini canla başla kabul ederdi. Evliyaya çok hürmette bulunurdu. Osmanlı topraklarının her tarafında ilim yuvaları kurdu. Memleketin her tarafında cami, mescid, darüşşifa, medrese, imaret ve misafirhaneler yaptırdı. Bunlardan en meşhuru Bursa’da yaptırdığı Ulu Camiidir. Ayrıca bütün bu imaretler için geniş vakıflar kurdu.

Bir Cevap Yazın